KÜLTÜRÜMÜZÜN KAYNAKLARI

Bir milletin tarih içerisinde ürettiği ve nesilden nesile aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin tamamına kültür denir. Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış, inanç, gelenek,  düşünme, beslenme, barınma ve giyinme alışkanlıkları vb. tarzıdır.
Her toplumun kendine has kültürü vardır. Bu kültür tarihidir. Yani geçmişten günümüze süzülerek gelmektedir.
Örneğin dini kaynaklara yöneldiğimizde inançtan önce düzgün insan olmayı,Emin Muhammed'de görür, inancın bu eminliğin devamını sağlamak olduğunu
anlarız.Sonra Bilal çıkar karşımıza, onun siyahi bir Müslüman olarak aşağılanmasını hoş görmez, vücudumuzda bir ben ararız onun siyahlığını paylaşabilmek adına
ve her gördüğümüz siyah insana Bilal gibi bakarız. Bu yüzden etnik ayrımı reddederiz. Namazda ki Peygamberimizin sırtına çıkan torunlarına olan hoşgörüsü
anlatıldığında çocuklarımız gözümüzde birer Hasan, Hüseyin kesilir. Eşi ile koşuya çıktığını okuduğumuzda eşimiz bir Hatice olur gözümüzde.
Fethedilen ülkelerdeki Müslüman olmayan ahaliye verdiği eman-nameleri bilir ve varsa yanımızda yönümüzde bir gayrimüslim onu bir peygamber emaneti
bilir, anlamaya çalışırız. Dede Korkut masalları ve benzeri efsaneler her Türk gencinin hafızasında yiğitlik, korku, adalet, zulüm gibi kavramların yerleşmesine yol açar.
Mevlâna'da, insanın doğuştan üstün bir varlık olduğunu, Allah'ın bir emaneti olduğunu, insanın insan olarak sevilmesi ve ırk, din, dil ayırımının insani
ilişkilerde ön plana çıkarılmaması gerektiği yolundaki felsefi yaklaşımımızın temelini buluruz. Hacı Bektaş Veli'de sevginin insandan bütün yaratılmışlara doğru yayıldığını
biliriz. Yunus Emre'de sövene dilsiz, dövene elsiz olmamız gerektiğini, bir tek gönül yıkmanın, Kâbe'yi yıkmaktan kötü olduğunu anlarız.
Pir Sultan'da zulme başkaldırıyı öğrenir, Sarban Ahmed'de zulmün ve yozlaşmanın kökenine yönelmeyi ve bu sebeple aşağılanmayı (Melâmet) göze
almayı görürüz. Osman Gazi'de alimlere hürmeti, Fatih'te ilme ilgiyi, Kanuni de kanuna, 4.Murat'ta düzene verilen önemi görürüz. Çanakkale'de inancını yitirmemeyi,
Kurtuluş Savaşında Gazi Mustafa Kemal ile bir milletin topyekün azmi ve cesaretini buluruz. İşte bu ve benzeri geçmişten gelen bir çok olay ile beslenen kültür insan
davranışlarını yönlendirerek toplumsal düzeni sağlar, topluma kimlik kazandırır. Toplumu diğer toplumlardan farklı kılar, milli dayanışma ve birlik duygusu verir. "Biz" kavramının ve  toplumsal kişiliğin oluşmasın, millet olmamızı sağlar. Ayrıca kişi içine doğduğu kültürel ortamın özelliklerini ana-babasından, yakınlarından, arkadaşlarından, okuldan ve sokaktan  öğrenir. Kişi sosyalleşme süreciyle içinde yaşadığı toplumun bir üyesi olur. Olayları anlama tarzından giyim tarzına, düşünüş tarzından davranış biçimine kadar her konuda kültürden etkilenir.
Son söz olarak yukarıda örneklerini verdiğimiz tarihi olaylar sıhhatli bir biçimde çocuklarımıza anlatılabilir ve felsefeleri izah edilebilir ve diğer kültür aktarım araçları sağlıklı çalıştırılabilir ise gelecekten ümitli olmamak için hiç bir sebep yoktur diye düşünüyor ve inancımı bu yönde koruyorum.



ZEKi  ÖZKAN

13.03.2007

zekiozkan@hayrabolu.net



Web Page Maker, create your own web pages.