RUH-I REVÂNIM MUSTAFA
Kutlu doğum haftası münasebetiyle Sarban Ahmed'imizin Sevgili Peygamberimize hitaben yazmış olduğu bir şiir'ini, ruhumuzda uyandırdığı manalar ile beraber aşağıya alıyoruz.
RUH-I REVÂNIM MUSTAFA
Ey güneş-i tal'at n'ola bir kere eylersen vefa,
Şad olup divane-dil bulsun kudretten safa.
Hasta canım derdine lütf eyle la'linden deva,
Padişahım, dilberim, ruh-ı revanım, Mustafa
Âteş-i hicr ile yakma ben garibi ey sanem,
Sanma ben divane-i cevri cefadan usanam,
Her ne kılsan razıyım, ben sine-i çak-ı didenim,
Padişahım, dilberim, ruh-ı revanım, Mustafa
Hüsn ile cânâ melâhat tahtının sultanısın,
Ey azizim mısr-ı hüsnün Yûsuf ü Kenan'ısın.
Sureta Adem-i velî, mânîde Adem-i cansın,
Padişahım, dilberim, ruh-ı revanım, Mustafa,
Ey gözüm nuru, efendim, padişahım, devletim,
Sana lâyık neyleyim, kulluğa yoktur hizmetim.
Anlar ile hemdem olmakdır cihanda izzetim,
Padişahım, dilberim, ruh-ı revanım, Mustafa,
Gülşen-i hüsnün açılmış, taze ter-i gülzarsa,
Bülbül-i şurideler karşında her dem zârsa.
Rahm kıl gel Ahmed'e, Hak'dan muradın varsa,
Padişahım, dilberim, ruh-ı revanım, Mustafa.
Sarban Ahmed
"İnsanlığın yırtıcılıkta sırtlanları bile geçtiği ve eğer dişsizse bir insan onu kardeşlerinin yediği bir ortamda, insanlığın ufuklarının karardığı ve artık bir kurtuluş, bir aydınlanmanın beklendiği bir zamanda "Medine'lilerin "Veda tepelerinden üzerlerine ay gibi doğan" ancak insanlığın üzerine ise bir güneş gibi doğan ey sevgili Peygamberimiz, ne olur o dönemdeki insanlığa ve ümmetine eylediğin vefa, gösterdiğin düşkünlük gibi bize de bir kere eylesen vefa. İşte o zaman deli-divane gönül Allah'ın kudretinden safa bulur, şenlenir. Hasta canımın derdine, lütfet dudağından, ümmetim de! Mübarek ağzından dökülecek şefaat kelimelerinle deva kıl. Padişahım, gönlümü alan sevgili, ruhumun ferahlığı Muhammed Mustafa.
Ayrılığının ateşi ile yakma beni ey rahmet abidesi. Sana olan bağlılığım o kadar çoktur ki ben deli-divane bu üzüntülere de katlanırım. Her ne edersen et bu garip ümmetine razıyım, Padişahım, gönlümü alan sevgili, ruhumun ferahlığı Muhammed Mustafa
Güzellikte ey sevgili, güzellik tahtının sultanısın, ey azizim güzellik ülkesinin, Kenan diyarının Yusuf'u nasıl dillere destan bir güzelliğe sahip idi ise sen ondan daha da güzel ve ümmetine şefkatlisin. Görünüşte sen de bir insansın amma diğer insanlar gibi değilsin. Zaten daha Adem yaratılmamış iken senin ruhun Peygamberdi. O yüzden aslında insanlığın ruhu, özü, canısın. Padişahım, gönlümü alan sevgili, ruhumun ferahlığı Muhammed Mustafa.
Ey gözümün nuru, gönlümün aydınlığı efendim, padişahım, bütün varlığım, devletim. Sana layık neyleyeyim. Senin kulluğuna, köleliğine, hizmetine yoktur imkanım belki ama senin ve seninle yaşayıp sana hizmet etmekle şereflenen, ehl-i beytin, ashap ve yaranının hatıralarınla, sevgisiyle yaşamaktır dünyada üstünlüğüm, yüceliğim, izzetim. Padişahım, gönlümü alan sevgili, ruhumun ferahlığı Muhammed Mustafa.
Güzelliğinin gül bahçesi açılmış, üzeri çiğli gonca güllerle dolmuşsa, senin hayat hikayen, hatıraların, sünnetin de bize bir gül bahçesidir. Nasıl sana tutkun, aşık bülbüller perişan bir halde her zaman ağlayıp ötmede ise, ümmetin olarak bizlerde her dem senin yokluğuna üzülüp ağlamakta ve biçare insanlık olarak adeta yolunu gözlemekteyiz. Rahmet et! gel acı, ümmetinle beraber bu Ahmed kuluna da! Hakk'tan muradın varsa ki sen Mirac'da Rabb'inden ümmetinin tamamının bağışlanmasını murad etmiştin. Bize de şefaat et! Padişahım, gönlümü alan sevgili, ruhumun ferahlığı Muhammed Mustafa (S.A.V.)"
ZEKi ÖZKAN
01.06.2007
zekiozkan@hayrabolu.net