SARBAN AHMED'DEN BİR MEKTUP
Sarban Ahmed-i Veli Hazretlerinin Halifesi Hüsameddin Ankaravî Hazretlerine gönderdikleri mektuptur.
Bismillâhirrahmânirrâhîm.
Oğlum Mevlana Hüsamettin el Mükerrem, kablenâ ba'de's-selam, bi'l-izzü ve'l-ikram.
Malum ola ki bu yol Hakka kapıdır. Nitekim Çehar yar-i Güzin hazreti Resulullah'a (S.A.V) mahrem düştü de, siz dahi delil düştünüz.
Şimdi ciğerköşem bilirmisiniz ki durduğunuz yer cennet bahçesidir. Neden derseniz? Allah'ın kerem ve lütfu gönüllerinize doğmadı mı? Ruhunuz gıda bulmadı mı? Allah'tan gayrısı kalbinizden çıkıp hakiki muhabbet zuhur etmedi mi? Sizlerle daha evvel kavuştuğumuz vakit bu hal sizlere aşikar olmuştu.
Ben iki yüzlülük bilmezem. Aşka riya (gösteriş) katmazam. Aşka riya katan kafirdir.
Azizim şöyle buyururlardı: Lokması kursağımıza düşen yaratılmış, yabanda kalmaya. Gönlü yaradan ululuğuna erişe. Biz dahi aynısını deriz. Sizlerin de bu muhabbetiniz üzerinde hakkınız çoktur. Amma sabıkta nice oyun düşüptür.
Allah'ın inayeti ve Habibullah'ın şefaati ve nübüvveti ve evliyanın yüce himmeti niceler erişüp, mübarek yüzünden kerem yurdunu müjde verdiler.
Mevlânâ şöyle bilesiz. Erenler katında size, Molla Hüdâvendigâr hâli verilmiştir denildi. Bilürmisiniz ki oğul, bu hal sizlere hasıl ola, siz dahi zevk ve şevk, Feyz-i Rabbanî, Nur-ı Muhammedî hasıl edesiniz.
Yüce himmet-i evliya ile iznimiz ve tavsiyemiz şudur ki, tenhanızda çokluk oturmayasınız ve kaba dervişler ile sohbet edesiniz. Zira tarîk böyledir ki birbiriniz yüzünden marifet, söyleyü söyleyü hal hasıl olur.
Zira hakikatte sizlere ata düştük. Sizler dahi hakikatte bize oğul düştünüz. "El veledü sırrı ebihi" (Çocuk, babasının sırrıdır) Ata daima yerine oğul kaldığın istemez mi? Er de cimrilik yok, cimrilikte hayır yok. Meğer Allah ona rahman ola. Vay ona ki Allah-ı Aziymü'ş-şan onarmasa, Hak yıktığın kimse yapamaz ve dahi Hak yaptığın kimse yıkamaz.
Ata nur olacak, oğul dahi nur olur. İkisi dahi nur olurlar. Şimdi oğlum, eğer şu dediğimiz haller sizde hasıl olmadıysa biz yalancılardan oluruz.
Oğlum sizlerden bir dileğimiz dahi vardır. Cevher gösterene siz boncuk gösteresiniz ve boncuk gösterene siz saksı gösteresiniz. Hakiki muhabbet gözeteni gözden bırakmayasınız. Ata dahi ne der derseniz? Şeriat, Şeriat yine Şeriat. Allah'ın izni ruh-ı Muhammed'in sırrı, gerçeklerin yüce himmeti hep sizlere verilmiştir.
Ve dahi mürid-i murad vardır, mürid-i hasıl vardır ve dahi mürid-i mürted vardır. Sizi ve bizi, cümle yaratılmışı, gerçeğin gözünden ve gönlünden düşmekten saklasun. Gafil subaşıya, gelenin malı, dönenin başı haraç demişler.
Hak adına sizlerden isteriz. Zira sizler şehadet etmeyince nasıl inanalım. Sizler dahi bu tarikden zevk ü şevk tahsil etmese siz cümle alem gerçek yüzünden muhabbet etseler hal hasıl olur. İkrar edenin faidesi kendine, inkar edenin ziyanı kendinedir. Biz keşf ü hayalât bilmeyiz. Pazarımız el-elcedir. Ehlullâha halin söyleriz. Kamil-i çok mükemmilin halin söyleriz. Cem'i yaratılmışta bir kişinin halin söyleriz.
Şiir
Ânın tahtı yed'indedir makamat,
Ânın hidamıdır ehl-i kerâmât.
Deyüp işit kemâlin evliyânın,
Ânın aşkı ile mest olur hânen.
Cümle var ol bir kişidir bir kişi,
Yapmak ve yıkmakdır ânın işi.
Gönül ve gözden ayırmayup
Muhabbeti daha ziyade ede.
Vesselâmün alâ meni't-tebea'l-Hüda
(Selam Hüda'ya tabi olanların üzerine olsun)
Hâdimü'l-Fukarâ Sârbân Ahmed-i Veli.
(Fakirlerin Hizmetçisi Ahmed Sarban)
ZEKi ÖZKAN
13.05.2008