...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
AHMET KARABEY
SARBAN AHMED'DEN BİR MEKTUP-2

Sarban Ahmed-i Veli Hazretlerinin müridlerinden bazılarına   gönderdikleri  mektubun suretidir. 

Bismillâhirrahmânirrahîm.

       Vel-hâsıl sizinle bizim aramızda olan muhabbet şu muhabbettir ki Hazreti Resulullah (S.A.V) ile Eshab-ı Güzin arasında idi. O  muhabbet-i İlâhidir. Bundan şüphe getüren mutlak kâfirdir. Yalancının yüzü kara olsun, iki cihanda da hem karadır. Bu muhabbetin husulünden sonra Hâtem'ül-Enbiya ile serçeşme-i Evliya nice yıl birlik ettiler. Bu hadisten fehm oluna:

       Peygemberimiz buyurdu : "Lâhmün lâhmî, cismin cismi,   demin demi ya Ali" yani demektir ki: şu  et ve şu vücud ve şu ruh ve şu kan ki benim değildir, senin dahi değildir. Ve şu  nesne ki senindir o dahi benimdir.

       Çünkü sizinle bizim aramızda olan muhabbet, o muhabbet edene inanır iseniz, birliğimiz, dirliğimiz onların dirliği gibi gerektir. Yani o  şey bizim değil; sizin dahi değildir. Ve şu nesne ki bizimdir ve dahi sizindir.

       Biliniz ki muhabbet-i mezkure husulünden bir yolun süsüdür..zira sizinle alâkalandığımız  vakit her biriniz de hakiki  muhabbet hasıl oldu ve hakiki mânâ meydana çıktı.

       Necm  Suresi, 10-11. Ayetler gereğince  "Fe evhâ ilâ abdehu, ûhiye kizbül fuâde mâ râ e lî" "Allah, vahyettiği şeyi bunun üzerine vahyetti. Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. "   Hak Teâlâ her birinize hakiki muhabbetini mübarek  eylesün.

       Hiç fikreder misiniz?  ne sebeple hâsıl oldu? Bu sebeple hâsıl oldu ki, siz kendinizi tamamen bize teslim etmekle, sizin olan bizim oldu, bizim olan sizin oldu.

       Bu ayet-i kerime gereğince, "Yevme lâ yenfeu mâlün ve lâ benun, İllâ men e't-allahe bi kalbin selîm" (O günde ne mallar ne de evlatlar, ancak Allah'a itaat eden selim bir kalp fayda verir).

       Hadis-i Şerif gereğince: "Eş-şeyhi fi kavmehu, keennebî fî ümmete"( Her kavme bir şeyh ve her ümmete bir Nebî gerek ) bu bahsedilenden  asıl birliğin ne olduğu malum oldu. Asıl birlik o olduğu için  cümlemiz bir arada getirildik.

       Bir erin oğlu gibi belki tek bir nefer  gibi kadir olduğumuzca zevk ve şevk olaydı. "Ve lâ tülhîhim" icabınca, zamana değil lütfedip  mümkün olduğu kadar birlik yüzüne cehd eyleyesiniz. Birlik yüzü budur ki cümle ihvan-ı safa kâh  bir yere gelüp hep kendi vücudunuzdan istiğfar eyleyesiniz. Zira Hak'tan ayrı gösteren ve biri birinizden ayıran sizin varlığınızdır. Onun için Resul Aleyhisselâm buyurdu: "Vücudun zenbi lâ yukasi aleyhi zenbi ahir" (Senin varlığın, başka bir günahın kendisiyle mukayese edilemeyeceği bir günahtır)

       Ve dahi Hak Teâla Nisa Suresi, 48.ayette buyurdu:
        "İnnallahe lâ yağfiru en yüşrek bihî ve yağfir", " dûne zalik limen yeşâ"  (Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar.)  ve hiç bundan  büyük günah olur mu ki sizi dosttan ayıra ve aranıza ayrılığı bıraka.

       Nazm:
               
       Çün sende seni gördük beğendik.
       Sen İblis eyledin kendüne kendin.
       Şimdi lütfedip, her biriniz kendi nefsinizi yok etmekle şeytanı kahredesiniz, çünkü onun kahrı, sizin yokluğunuzdan hasıl olur.

       Gönül yüzün yere koyup eski adetiniz üzere bakasınız. Allah Teâlâ'nın lutf u keremi ve Habibullah'ın nübüvveti ve evliyanın yüce himmeti erişip her birinizde safa mertebesi ve  hâtır-u hâsıl tamam ola inşallah.

       Ve her hangi  biriniz de iddia hasıl olur ise bu hâl benimdir. Bu tarik-i Hakk'a kapu düşübdür. Zira siz bana bakmak ile size dahi hâsıl olur. Lümme ise şeytanlığın sıfatı ve  temam-ı zuhurudur. O miskin biçareyi hemen Allah ondan kurtarıvere.

       Allahü Teâlâ :" Yüdillü men yeşâü" " ve yehdî men yeşaü ilâ sıratin müstakîm" ( Hiç kuşku yok ki Allah, dilediğini saptırır ve dilediğini doğru yola yöneltir) buyurmuştur.
  Zira Hak asıldır. Cümle cihan gölgedir. Hiç gölgenin bir değeri  var mıdır? Bu      batıl bir vehim mertebesidir. Ve bu hal  yalnız kalmaktan ileri gelir.

       Şimdiden geri yok evleniniz. Bâkî Kerem Hak'dır. Ve hem bunca bir ocağımız ola. Bu ocağa gelen bunca fakir ve  fukara    felaket çekerler. Bu size ve bize lâyık değildir. Bu bahis de fikr edesiniz, mürüvvet ve kereme layık ne ise onu edesiniz.

       Allahü Teâlâ: Âl-i İmrân Sûresi 92. ayette " Len tenâlü'l-birre hattâ tunfikû " (Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça hakiki iyiliğe asla erişemezsiniz.) buyurmaktadır.

       Ve dahi baki olunuz.

       Hâdimü'l-Fukarâ Sârbân Ahmed-i Veli.
       (Fakirlerin Hizmetçisi Ahmed Sarban)

       men yeşaü yudille lehü men yeşaü ilâ sıratin müstakîm



ZEKi  ÖZKAN

31.05.2008

ZEKİ ÖZKAN
Gelenekten
                  Geleceğe
Web Page Maker, create your own web pages.