Secin.COM Arama Motoru
Linktr.info
LinkTR.info Link Ekle
Link ekle, Site ekle, Arama Motoru, www.bultr.net
...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
.........................................................................................................................................................................................................................................................................
TÜRKÜLERİMİZ, TÜRKİYE'MİZ
SEHRİ DOĞRUÖZ

TÜRKÜLERİMİZ ,TÜRKİYE’MİZ-1 (NEMÇE-RUMELİ)


       Üzerinde bayrağımızın özgürce dalgalandığı ülkemizin topraklarında yaşayanlar öylesine değişik kültürlere sahiptirler  ki !

       Çok eski bir uygarlığı olan Türkler’in toplumsal gerçekliği yalnızca Anadolu’da bin yılı geçen bir süreden  beri yaşıyor ve yaşamaya devam edecektir.

       Bir ulusun dilinin,müziğinin,mimarisinin,giyim kuşamının,mutfağının ve türkülerinin ortak adı olan ekin (kültür) ve folklor zenginliği ülkemizin her bölgesinde uyumlu bir geçişle değişik özellikler göstermektedir.Bunlar öyle bir alaşım  oluşturmuşlardır ki bunu Türk folklorunun her unsurunda ayrı ayrı görmekteyiz.

       Ama en çok bence türkülerimizde bunu seziyor ve duyumsuyoruz.

                                                                      *

       Coğrafi olarak ülkemiz yedi bölgeye ayrılmış.İklim ve kültür özellikleriyle de öyle.

       Türkülerimiz bu yedi bölgede öylesine ilginç ayrıntıları barındırıyor ki bünyesinde!

       Bunu sözlerden ve bestelerden anlayabiliriz.Türkülerimizin sözleri o yörenin iklimine,toplumsal yaşam biçimine ve geleneklerine ilişkin belge niteliğindedir.

       Onlar  yaşanılan tarihe tutulan bir ışık gibidir.

       Her türkünün sözünde Türk toplumunun acısı,neşesi,sevdası işlenmiş nice öyküler gizlidir.

       Dünyanın hiçbir ülkesinde böylesine bir kültür zenginliği yoktur.

       Binlerce yıldır,birçok uygarlığa beşiklik etmiş Trakya’mızda ve Anadolu’muzda bu uygarlıklar birbirleriyle kaynaşmışlardır.

       Ta  Macaristan’a kadar at sırtında savaşarak gitmiş atalarımız yüzlerce yıl kendi folklorundan,uygarlığından oralarda eserler bırakmış ve Türk adını yere göğe yazdırmıştır.

       İşte türkülerimiz ülkemizin her bölgesine,her yöresine hatta her şehir,kasaba ve köyüne özgü olduğu için ben de bu türkülerde yaşanan duyguların,tarihsel ve toplumsal olayların küçük bir bölümünü yazmak ve bunlardan örnekler sunmak istedim.

       Çeşitli kaynaklardan araştırarak elde etmiş olduğum derlemeleri sizlerle de paylaşacağım.

       Tabi bunu yaparken binlerce türküyü almak ve öyküsünü yazmak olanaksızdır.

       Çünkü neredeyse her yerleşim yerinin bir türküsü ve bu türkünün içinde yaşanan bir olay, bir öykü vardır.Yapacağım şey yöreye ilişkin bazı türküleri öne çıkarmak ve yöreyle ilgili ufak bir tarihçe sunarak yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kalan insanlarımıza tatlı bir nostalji rüzgârı estirmek.

                                                                       *

       Yüzyıllarca sınırlarımız içinde kalmış ve kültürümüzden etkilenmiş,yüz binlerce Türk’ün yaşadığı Batı ve Doğu  Trakya, Yunanistan, Makedonya, Balkanlar, Arnavutluk ve Romanya şu an bizim komşularımızdır.Hangi Trakyalı;bir Boşnak,bir Arnavut,bir Bulgar veya bir Yunan türküsünü duyar da içindeki duygu telleri titremez?

       Bu  türkülerle seslendirilen sevda yüklü mısralar,buzukiden, akordeondan ve klârnetten yankılandığı zaman,gurbette yaşayan hangi Boşnak,Arnavut,Makedon veya Romanyalı gözünde canlandırdığı önceden yaşadığı toprakları,soluduğu havayı,kana kana içtiği suları ve oralarda bıraktığı akraba ve arkadaşlarını gözleri yaşarmadan anımsar?

       İşte ben de bir Bulgaristan göçmeni ailenin çocuğu,bir Rumeli uşağı olarak önce batımızda komşularımız olan bu yörelere ilişkin türkü sözlerinden örnekler vereceğim.

                                                                          *

       İlk olarak 450 yıllık bir türkü olan, “Bülbüller ötüyor,seher vaktidir.” türküsünden söz edeceğim. Macaristan Seferi sırasında yakılmış(halk ağzında bestelenmiş) olan bu türküde,

       Osmanlı Ordusu’nun 1526 baharında,İstanbul’dan Macaristan’a,Mohaç Ovası’na gidişinden ve yapılan bir savaştan,kazanılan bir zaferden söz edilmektedir.İşte sözleri:

                      Bülbüller ötüyor,seher vaktidir,/ Gül bâde içelim bahar vaktidir.

                      Hazır olun erler,gâzâ vaktidir,/ Dökülelim yine düşman eline.

                      Çadırlar toplansın  tuğlar dikilsin,/ Tekbir sedaları arşa yükselsin.

                      Tuğlar başa geçsin,tekbir çekilsin,/ Destur saldıralım düşman eline.”

       Bir başka türküde de Osmanlı dönemi savaşlarında kazanılan bir utkudan söz ediliyor:

                      Küffar sanur hüccet almış Eğri’ye, / Hali benzer nefes çekmiş bengiye,

                      Bre sorun Nemçelüye,Lehliye, / Ne de çabuk unuttular Muhaç’ı,Zigetvar’ı,

                                                                                                                      Tamaşvar’ı,Uyvar’ı.

                      Yağız atın dikelince yelesi, /Başımızdan esti gâzâ nefesi,

                      Bre sorun nerde Nemçe  Kalesi, / Dayanır mı Zülfikâr’e kellesi.

       Nemçe,Osmanlılar’ın Almanya-Avusturya İmparatorluğu’na verdikleri addır.  Macarca’dır.

       Osmanlı, dili dönmediği için bu şekilde söylemiştir.

       Budin (Budapeşte) 2 Eylül 1686’da Alman-Avusturya Ordusu tarafından kuşatılıp düşürülünce halk, “Aldı Nemçe bizim nazlı Budin’i ” diyerek yas tutmuştur.Bu işgal üzerine asker şairlerden Gazi Aşık Hasan da yazdığı Budin Destanı ile kahrını yazıya dökmüştür.

       (Üstteki resim:Budin Kalesi’nin son komutanı Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa’nın kabri.)

       Eğri ise Osmanlı’ya 80 yıl boyunca vilâyet merkezliği yapmış olan Macaristan’ın kuzeyinde yer alan bir kenttir.

       Osmanlı’nın “Beç” adıyla andığı Avusturya’nın şu an başkenti ve en küçük eyaleti olan Viyana ise Türkler tarafından iki kez  kuşatılmış;ancak ele geçirilememiştir.

       Avusturya’lılar  bu kuşatmalardan o kadar çok etkilenmişlerdir ki yakın zamana kadar Viyana’da kale burcunda sembolik olarak nöbetçi bulundurup Osmanlılar’ın gelip gelmediklerini gözlemişlerdir.Bugün Avusturya’da yapılan ay çörekleri(croissant-kruazan)Osmanlı’nın bayrağındaki hilâlin bir simgesidir.

       İşte bu türkülerin yakılabilmesi için bazı toplumsal olayların gerçekleşmesi gerekmiştir.

       Şu an bile Macaristan’da kent ve kasabalarda kalabilmiş cami bahçelerinde yüzlerce yıllık Osmanlı mezar taşları kim bilir ne öyküler,ne sevgiler,ne acılar saklar gizemli dünyalarında?

       Türkülerin söylenişinde ve sözlerinde  benzerlikler görünse de Balkanlar’daki akordeon ve klârnet Batı Trakya’da yerini buzuki, darbuka ve uda tatlı bir geçişle bırakmıştır.

       Aslında iç içe geçmiştir.Yaşanan gurbet,sevda,öfke,memleket sevgisi ortak duygulardır.

       Trakya türkülerine devam edeceğim.

       Sağlıklar diliyorum.



       SEHRİ DOĞRUÖZ
       
       16.10.2007
       
       sehri_dogruoz@mynet.com

Web Page Maker, create your own web pages.