Secin.COM Arama Motoru
Linktr.info
LinkTR.info Link Ekle
Link ekle, Site ekle, Arama Motoru, www.bultr.net
...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
.........................................................................................................................................................................................................................................................................
TÜRKÜLERİMİZ,TÜRKİYE'MİZ-10

KIRKLARELİ-LÜLEBURGAZ

Doğu Trakya'nın Yunan işgalinden kurtulması ve on beş gün içinde düşman askerinden boşaltılması,otuz gün içinde de Türk yönetimine devredilmesi 11 Ekim 1922'de imzalanan ve imzalandıktan üç gün sonra yürürlüğe giren Mudanya Antlaşması'yla gerçekleşmiştir.
Başlangıçta görüşmelere katılmayan Yunanistan 14 Ekim'de antlaşmayı imzalamış ve Edirne'nin Karaağaç topraklarını savaş tazminatı olarak ödemiştir.
Batı sınırımız da Meriç Irmağı ile çizilmiştir.
Trakya'da, Yunanistan'a açılan, Edirne'nin İpsala ve Pazarkule sınır kapılarından başka bir de Uzunköprü'den demiryolu sınır kapısı vardır.
Bulgaristan'a açılan sınır kapıları ise Edirne'deki Kapıkule ve  Kırklareli'deki  Dereköy sınır kapılarıdır.
Doğu Trakya olarak kabul edilen sınırlarımız içinde Edirne,Kırklareli ve Tekirdağ kentleri vardır.
İstanbul ve Çanakkale kentlerini Trakya ve Anadolu olarak ayıran Boğazlar bulunmaktadır.
Marmara Bölgesi'nin hem Trakya hem de Anadolu yakası iklim olarak da kültür ve folklor olarak değişkenlikler gösterir.
Biz önce Marmara Bölgesi'nin Trakya yöremize ait türküleriyle başlayalım.
Dereköy sınır kapısından girince Trakya'mızın serhat (sınır) şehri Kırklareli'ye varılır.
Bulgaristan'ın Kemallar (İsperih) kentinden 1940'lı yıllarda ilk kez Türkiye'ye göç eden rahmetli Teşrife halam Bulgaristan'dan gelecek olanlara şöyle akıl verirdi:
"Edirne'yi geç,Kırklareli'yi seç!"
Tabi bunu neden söylerdi bilmiyorum ama Marmara Bölgesi'nin hem Trakya hem de
Anadolu kesimindeki birçok kent,kasaba ve köyünde oldukça göçmen vardır.
(Resimde Kırklareli Cumhuriyet Meydanı,karşıda Köse Mihâlzade Hızırbey Cami-Büyük Camii-altında tarihi çeşmesi,solda çifte hamam ve Arasta görülmektedir.1383-1384 yılları arasında yapılmış bu yapıların tümü Hızırbey Külliyesi'ne aittir.)
Kırklareli'de yerlilere "Gacal" denir.
Yerli derken,onlar da biraz geriye doğru araştırılacak olunursa çok eski göçmenlerdir.
Kırklareli'de gacallardan başka nüfusun çoğunu oluşturan Göçmenler(muhacir,maacır) bulunmaktadır.
Bunlar da çok çeşitlidir.
Boşnaklar,Pomaklar ve Arnavutlar kendi aralarında konuştukları  Slav dillerini her yerde kullanmazlar.
Kırklareli'de bunlardan başka çok tutumlu olmalarıyla tanınan Dağlılar;ayrıca Torbeşler,Kayalarlılar,
Bulgaristan,Romanya ve Selânik göçmenleri de yaşamaktadır.
Kökenlerinin Hindistan'a dayandığı tahmin edilen Çingeneler de Trakya'nın her yöresinde yoğun bir biçimde bulunmaktadırlar.
Yerleşik Çingeneler'e ayrıca Roman,Romli,Kelâm,Esmer vatandaş,Kara kuvvetleri,
Maaleden (mahalleden) gibi adlar da verilir.
Göçebe Çingeneler'e de "çadır" anlamına gelen "Çerge" denmektedir.
İşte kaynak kişisi Faruk Yılmaz olan bir Kırklareli türküsü: "A bre Sülüman Aga"
Bu türküyü halk oyunları eşliğinde youtube'ta korodan izleyebilirsiniz.
                                             A  BRE  SÜLÜMAN AGA
                                 A bre Sülüman Aga, / Tut çakal beygiri,
                                 Uralım yuları, / Sıkalım kolanı.(vuralım)
                                 A bre Sülüman Aga, / Boydalar oldu mi? (buğdaylar)
                                 Beni evereyler, / Haberin oldu mi? (evlendiriyorlar)
                                 Sülüman Aga'nın karısı,/ Sundurmadan bakıyor,( evin önündeki üstü kapalı balkon)
                                 Sülman Aga ona,/ Altı patlar atıyor.( altı mermili tabanca)
Kırklareli,Kocahıdır Mahallesi'nde evimize yakın oturan Aşık Ali Tamburacı'ya ait bir türküyle  sürdürelim yürüyüşümüzü.Kendisi ve oğlu Matbaacı Rasim'i çok iyi tanıdığım Aşık Ali Tamburacı,
altmışlı yıllarda hanımıyla tarlasına gider,tarladan yorgun geldiği zamanlarda evinin önünde oturur, geleni geçeni seyrederdi.Öleli çok oldu.Allah gani gani rahmet eylesin.Ona ait bir türkü şimdi sizlere.
Bu türküyü Emel Sayın ve Candan Erçetin'in birlikte okudukları bir sahnede,youtube'ta izleyebilirsiniz.
                                                  KIRMIZI GÜLÜN ALI VAR
                                 Kırmızı gülün alı var,/ Her gün ağlasam da yeri var.
                                 Bu gün benim efkârım var,/Ah bu gönül arzu eder seni yar seni.
                                 Kırmızı gülü budarlar,/Altına meclis kurarlar.
                                 Güzeli candan severler,/Ah bu gönül arzu eder seni yar seni.
Bazı kaynaklarda başka birine ait olduğu yazan ama benim Aşık Ali Tamburacı'nın olduğunu bildiğim bir türkü var sırada.Çünkü hırıltılı sesinden,Aşık Veysel gibi çaldığı sazından ben bu türküyü  kendisinden dinlemiştim:Youtube'tan izleyebilirsiniz.
                              UZUN KAVAK NE GİDERSİN ENGİNE
                                  Uzun kavak ne gidersin engine?
                                  Yaprakların benzemiyor rengine.
                                  Anne beni verecek misin dengime?
                                  Ah dola dola dola da yar dolanıyor boynuma,(nakarat)
                                  Akşamdan gel,sağ yanıma,yanıma.(nakarat)
                                  Uzun kavak gıcır gıcır gıcırdar. 
                                  Anne benim sol yanımda sancım var.
                                  Ben ölürsem benden nice nice genci var.
                                                         (nakarat)
                                  Uzun kavak dalın malın kurusun.(kırılsın)
                                  Yaprakların suda muda çürüsün.
                                  Herkes sevdiğini alsın yürüsün.
                                                         (nakarat)
Bir Kırklareli,Lüleburgaz türküsüyle bitirelim.Bu türküyü Fehriye Güney'den izleyebilirsiz.
                                                                DERE GELİYOR DERE
                                 Dere geliyor dere, yalelel yâlelel,/ Kumunu sere sere yalelellim.(yareleylim)
                                 Al beni götür dere,yalelel yâlelel,/ Yarin olduğu yere yalelellim.
                                 Amanın aman aman,zamanın zaman zaman,(nakarat)
                                 Bizim düğün ne zaman,yalelellim.(nakarat)
                              Ben armudu dişledim,yalelel yâlelel,/Sapını gümüşledim,yalelellim.
                                 Ben yarimin ismini yalelel yâlelel,/ Mendilime işledim,yalelellim.
                                                                         (nakarat)
                                 Armut dalda bir iki,yalelel yâlelel,/Sayın bakın on iki yalelellim.
                                 On ikinin içinde yalelel yâlelel,/ Benimkisi birinci yalelellim.
                                                                         (nakarat)
Trakya türkülerine devam edeceğim.
Haftaya serhat şehrimiz Edirne ve ilçesi Keşan var.
Sağlıklar diliyorum.

                            
SEHRİ DOĞRUÖZ
       
18.12.2007
       
sehri_dogruoz@mynet.com

TÜRKÜLERİMİZ, TÜRKİYE'MİZ
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.