Secin.COM Arama Motoru
Linktr.info
LinkTR.info Link Ekle
Link ekle, Site ekle, Arama Motoru, www.bultr.net
...........................................................................................................................................................................................................................................................................................................
.........................................................................................................................................................................................................................................................................
TÜRKÜLERİMİZ, TÜRKİYE'MİZ-19

İSTANBUL (ANADOLU YAKASI)

Karadeniz'le Marmara Denizi'ni birleştiren Boğaz'ın iki yakasına kurulan ve dünyanın en kalabalık şehirlerinden birisi olan İstanbul'un Rumeli tarafı,özellikle Haliç'in güneyinde kalan parça
Traklar'ın ilk yerleştikleri yerlerdir.
Karşı tarafın yani Anadolu Yakası'nın,Kadıköy'ün ilk sakinleri  Fenikeliler'di.
Günümüzde İstanbul'un Asya tarafında Beykoz,Üsküdar,Kadıköy,Moda,Bostancı,Pendik, ve Adalar ilçeleri (Büyükada,Heybeliada,Burgazada,vb.) gibi ünlü tarihi ve turistik semtleri vardır.
Yaşamımdaki en büyük şanslarımdan biri de İstanbul'da okumuş olmamdır.
Kaldığım Topkapı ve Vezneciler Öğrenci Yurdu'ndan Kadıköy,Fikirtepe Atatürk Eğitim Enstitüsü'ne her gün yolculuk yapmak dünyayı tanımaya bedeldi.(Üçüncü sınıfta, Fikirtepe'de ev tuttuk.)
Katettiğim yolda geçtiğim semt ve tarihi yer sayısı sayfalara sığmaz.
Okulumuz öğleden sonra olduğu için çoğu kez Karaköy vapur iskelesine yürüyerek giderdim.
Şimdi Ahmet Yamacı'dan alınan bir hareketli türkü: Ekrem Gültekin'den youtube'ta izleyebilirsiniz.
                                                            TELGRAFIN TELLERİ
      Telgrafın tellerine kuşlar mı konar?/Herkes(insan) sevdiğine(yavrum,canım) böyle mi yanar?
      Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma(otur yanı başıma)(nakarat)
      Şu gençlikte neler geldi cahil(garip) başıma.(nakarat)
      Telgrafın tellerini arşınlamalı,/Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı.
                                                       (nakarat)
      Telgrafın telleri de semaya bakar,/Senin o ahu bakışın(bakışların) çok canlar yakar.(ahu:ceylan)
                                                       (nakarat)
Şimdi ise "Seyran yerleri" adlı  18.-19. yüzyıllara ait bir türküden üç dörtlükle İstanbul'un
Anadolu Yakası nasıl tanımlanmış görelim:
                             Seyir yerlerini görsen, herbirinden ibret alsan.
                             Gayet ile cemiyetlidir,Beykoz'un seyrine varsan.
                             Haydarpaşa ile Fener,defolur dillerden keder.
                             Üsküdar'ın her semtini,ben değil âlem metheder.
Yine güzel bir İstanbul türküsü: Mendilimin Yeşili.(Aman Doktor)
1949 yılında derlenmiş Sâbâ makamındaki bu türkü çok hüzünlü bir bestedir.
Youtube'ta Vildan Turan'dan izlemenizi önereceğim bu türkünün girişindeki klâsik kemençe
(tırnak kemençe) taksimi Sâbâ makamının o yürek parçalayan ezgilerini çok güzel yansıtıyor.
                                                  AMAN DOKTOR
                             Mendilimin yeşili aman aman,ben kaybettim eşimi.
                             Al bu mendil sende sende dursun,sil gözünün yaşını.
                             Aman doktor,canım gülüm(kuzum) doktor,derdime bir çare,(nakarat)
                             Çaresiz dertlere düştüm,doktor bana bir çare.(nakarat)
                             Mendilim benek benek aman aman,ortası çarkıfelek,
                             Yazı beraber geçirdik,kışın ayırdı felek.
                                                         (nakarat)
                             Mendilim turalıdır aman aman,sevdiğim buralıdır.
                             Geçme kapımın önünden,yüreğim yaralıdır.
                                                         (nakarat)
                             Ana dersen ana yok,baba dersen baba yok,
                             Gurbet elde hasta düştüm,bir yudum su veren yok.
                                                         (nakarat)
1945 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiş nihavent bir İstanbul türküsü daha:
Üsküdar'a Gider İken (Kâtibim) (Resimde Üsküdar'ın simgesi Kız Kulesi)
Bu türkü Padişah Abdülmecit zamanında çıkmıştır.
II.Mahmut 1826'da "Vaka-i Hayriye" adı verilen Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra
03 Mart 1829'da yenilik yaparak askerlere Avrupai giysi giydirmiş,sivilleri serbest bırakmıştı.
Ancak oğlu Abdülmecit İstanbul içinde her memura setre (ceket) ve pantolon giydirdi.
İstanbul'un mutaassıp (daha tutucu) kesimi bu giysiyi beğenmemiş ve alaya alarak buna,
"gâvur mukallitliği "demişti.Pantolonla sokağa çıkmayı iç çamaşırıyla çıkmakla bir tutmuşlardı.
Bir İstanbul külhanisi de kâtiplerle dalga geçmek için bu türküyü yazdı.Youtube'ta var.  
                                                             KÂTİBİM
                                           Üsküdar'a gider iken,aldı da bir yağmur.
                                           Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur.
                                           Kâtip uykudan uyanmış,gözleri mahmur.(içkili)
                 Kâtip benim,ben kâtibin el ne karışır./Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır.
                                           Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum.
                                           Mendilimin içine de lokum doldurdum.
                                           Ben yarimi arar iken yanımda buldum.
                 Kâtip benim,ben kâtibin el ne karışır./Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır.
TRT İzmir Radyosu Korosu'ndan youtube'ta izleyebileceğiniz bir İstanbul türküsü daha.
Bu türkü Nejat Buhara'dan alınmış:  
                                                          EY BOSTANCI
                     Ey bostancı,aman ey bostancı,bir bostan ver,hastam var aman aman.
                     Hasta da değil,Beyoğlu'nda dostum var.
                     Düşmanları,aman düşmanları,öldürmeye kastım var aman aman
Bağdat,Basra çöllerinde dolanır gezer,/Yaftası boynunda salınır gezer.(nakarat)(yafta:levha,etiket)
                     Galata'yı,aman Galata'yı,duman duman basmış,ko yansın aman aman.
                      Nazlı da yarim,uykulardan uyansın.
                      Uyansın da aman,uyansın da,gül yastığa dayansın aman aman.
                                                                (nakarat)
Kaynak kişisi bilinmeyen hicaz bir İstanbul türküsüyle veda edelim:Youtube'tan izleyebilirsiniz.
                                    ADA  SAHİLLERİNDE  BEKLİYORUM
                   Ada sahillerinde bekliyorum,/Her zaman yollarını gözlüyorum.
                   Yarim seni seviyor,istiyorum,/Beni şâd(yâd) et Şâdiye'm başın için.
                   Adalar'dan Modalar'a geçilir,/Yar elinden zehir olsa içilir.
                   Bu dünyada başa gelen çekilir,/Beni şâd et Şâdiye'm başın için.
                   Nerede o mis gibi leylâklar,/Sararıp solmak üzre yapraklar.
                   Bana mesken olunca topraklar,/Beni şâd et Şâdiye'm başın için.
                   Her zaman sen yalancı ben kâni,/Her zaman orta yerde bir mâni.
                   Her zaman sen uzakta ben müştak/Her telâkkide bir hayalin yar.(Her telâkide hayali firak)
(Şâd etmek:mutlu etmek/Yâd etmek:anmak,/kâni:inanan/ mâni:engel / müştak:özleyen)
(telâkki:düşünme / telâki:kavuşma / hayali firak:ayrılık korkusu,üzüntüsü)
                                                                    *
Rumeli'ye,Trakya'ya ve Marmara Bölgesi'ne yaptığımız kısa ziyaretlerimiz şimdilik sona erdi.
Haftaya Anadolu'muzun batı bölgesindeyiz.
Ege Bölgesi'nden ilk türküler güzel İzmir'imizden olacak.
Sağlıklar diliyorum.
           

SEHRİ DOĞRUÖZ
       
19.02.2008
       
sehri_dogruoz@mynet.com

TÜRKÜLERİMİZ, TÜRKİYE'MİZ
SEHRİ DOĞRUÖZ

Web Page Maker, create your own web pages.