TÜRKÜLERİMİZ,TÜRKİYE'MİZ-3
GÜMÜLCİNE-İSKEÇE
Türk nüfusunun yoğun olarak bulunduğu,ancak 1950-1960 yılları sırasında yaşanan, isteğe bağlı göçmenlik olgusu ile bölgedeki Türkler'in çoğunun Türkiye'ye gelmesi sonucu Türk nüfusunun azaldığı Batı Trakya'nın önemli bir vilâyet merkezi Gümülcine'deyiz.
Adını bölgeye ilk yerleşenlerden olan "Kömürcü Nine'den" aldığı söylenen Gümülcine (Sirkeli Köyü), aynı zamanda Sadık Ahmet gibi Batı Trakya Türkler'inin hakları için mücadele veren değerli bir siyasetçiyi de yetiştirmiştir.
Ülke içinde ve uluslararası ortamlarda Batı Trakya Türkler'inin sorunlarını başarı ile dile getiren bu kahraman Batı Trakyalı Türk siyasetçi ne yazık ki kuşkulu bir trafik kazasında 24 Temmuz 1995'te yaşamını yitirmiştir.
Gümülcine'nin(Komotini) Tabakhane semtine ait bir türkü var sırada.
Seçkinlerin oturduğu ve yüzyıllardır dericilikle uğraşanların çarşısı olan Tabakhane Cami çevresi,1960 yıllarında olagelen bir sel felâketiyle perişan oldu.
Tabaklık mesleği de son buldu.Anadolu'da da yaygın olan bir meslekti dericilik.
Derilerin işlenmesi işine "tabakçılık" denirdi.
Tabak,deri anlamında olup deyim ve atasözlerimize çokça girmiştir.
Eskiden tabağı yani deriyi işlemek için şimdiki gibi özel kimyasal ilâçlar yoktu.
Köpek dışkılarının sürülmesiyle işlenirdi deriler.Birçokları köpeklerin dolaştığı her yerden köpek dışkısı toplayıp dericilere satarlardı.Köpek dışkısı olmazsa deri yani tabak derhal bozulur ve ziyan olurdu.Halk bu yüzden koşarak giden veya acele eden biri için şu söylemi dile getirmiştir:
"Tabakhaneye b.k mu yetiştireceksin!"
"Tabaksın,köpek b.kuna muhtaçsın!" sözüyle de,değerli bir kişinin zorunluluk gereği niteliksiz birinin emrinde çalışmasının acı yönünü anlatmış,eskiler.
İşte dericiliğin en değerli meslek olduğu bu yörede yaşanan,ama evlilikle sonuçlanmayan bir aşk öyküsünün anlatıldığı türkünün sözleri şöyle:
Tabakhane taşları,Süleyman Bey'in kaşları.
Süleyman Bey'i sorar isen,tabakların başları.
Ar geliyor Macide'm,(Bağlantı)
Zor geliyor.(Bağlantı)
İkinci Dünya Savaşı'nın sürdüğü yıllarda (1939-1945) Batı Trakya'yı ikinci kez işgal eden Bulgarlar,insanlarımıza çok eziyet etmişlerdir. Komitacılar Müslümanlar'ın gittiği çeşme ve pınar oluklarına kesik domuz kafası asarak onları su içemez duruma sokmuşlardır.1944'te Batı Trakya'yı Bulgarlar'ın boşaltmasının ardından İngiliz ordusu buraya gelip yerleşmiştir.
Daha sonra da Yunan ordusunun eline geçmiştir.
O dönemde İngiliz askerlerinden ikisinin,kendi bahçesine girmesi üzerine dövüşürken kafasından aldığı balta darbesiyle ölen Şuayyib Bey'in adına yakılan bir türkü:
1. Anne anne kalksana, 3. Hastanenin kapısı, 5. Mahşer gibi insanları,
Lâmbaları yaksana, Demiryoluna bakar. Saygı verdi gönülleri.
Şuayyib'imi vurmuşlar, İçindeki hastalar, Şuayyib Bey'i vurdular,
Çaresine baksana. Ecel yoluna bakar. İngiliz'in çavuşları.
* * --------
2. Anlamadım bir anda, 4. Dayanamam ben artık,
Hastane yolunda, Kalbim benim pek yanık.
Şuayyib'i görenler, Yandım aman pek yandım
Sandı ecel yolunda. Dertlerime çare yok.
Adı,Eskice sözcüğünden geldiği tahmin edilen İskeçe'nin(Xanthi-Ksanti) yerel Türk nüfusunu güçlendirmek için Osmanlı döneminde bütün Rumeli'de,Balkanlar'da uygulanageldiği gibi Anadolu'dan,özellikle Konya yöresinden,Karaman'dan Türkmenler buraya yerleştirildi.
Şimdi o yöreye ait yaşanmış bir olay:
İskeçe'nin Sünnetçiköy-Gökçeler arasında bulunan Karakaçanlar Köyü'nde yaşayan varlıklı bir ailenin oğlu Ali,karasevdaya tutulur.Verem olur. Hastalık o kadar ilerler ki Ali'nin tedavisi zorlaşır.Annesiyle birlikte oğlu,yakındaki Karaoğlan Dağı'na temiz hava için giderler.
Ancak karasevda orada da kâr etmez ve Ali iyileşemez,ölür.İşte sözleri:
Karaoğlan Dağı'nda bir yuva yaptım,
Yuvanın içinde yalnızca yattım.
Yazık değil(diil) mi anneciğim,yandım da yandım.(Bağlantı)
Niçin böyle oldum,anlayamadım.(Bağlantı)
Karaoğlan Dağı'nda yattım sağıma,
Arkadaşlarım yoktu,düştüm dalgına.
(Bağlantı)
Karaoğlan Dağı'nda bülbüller öter,
Bu hasretlik anam,ölümden beter.
(Bağlantı)
Türkü sözlerini okurken o günlere ilişkin olaylar,yaşananlar insanın gözünün önüne geliyor.
Yoğun bir duygu yaşanmamış olsa böyle sözler yazılmaz.Bu yüzden türkü sözleri hem duygulara,hem tarihsel hem de toplumsal olaylara tanıklık ediyor,yoldaşlık ediyor,tercüman oluyor.Belge niteliği taşıyor.
Gerçek yaşamlardan kesitler sundukları için üzücü olayların sözleri de insanı derinden etkiliyor.(www.youtube.com'da, search'e " İskeçe" diye yazdığınızda, "Batı Trakya Tarihi-İskeçe ve Gümülcine" fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.Resimde bir İskeçe kartpostalı.)
Trakya türkülerine devam edeceğim.
Haftaya Drama ve Debre var.
Sağlıklar diliyorum.
SEHRİ DOĞRUÖZ
30.10.2007
sehri_dogruoz@mynet.com