SARBAN AHMED

       Sözlerime başlamadan önce bütün Hayrabolu'luları ve bir şekilde Hayrabolu ile gönül bağı kurmuş olan bütün Hayrabolu severleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
       Önce bir yanlışı düzelterek başlamak gerekiyor zannederim. Yöre halkı tarafından Savran Baba, Sarvan Baba, Sabran Baba gibi yanlış isimlendirmelerle tanınan ve doğrusu hiç kimsenin gerçek mahiyetini bilemediği, yüzlerce yıldır ilçemizde ikamet eden her zaman manevi varlığını ruhumuzda hissettiğimiz, halk arasında ve özellikle türbesinin yakın çevresindeki komşuları tarafından hakkında çok hoş kıssalar, hikayeler ve mucizevi olaylar anlatılan Sarban Ahmed'imizin düşüncesi, felsefesi ve hayata bakışını anlamaya ve  anlatmaya çalışacağımız yazılar serisinin ilkine başlıyoruz.
       Acizane şunu ifade etmem gerekir ki, o'nu anlamak için yirmi yıllık bir yolculuk yapmam gerektiğini çok sonraları anlamış bulunmaktayım. Eski bir din görevlisi ve aynı zamanda çok iyi bir zanaatkar olan rahmetli dedemden bize intikal eden Osmanlıca yazma ve taş baskı eserlerle karşılaştığımda birbirimize birer yabancı gibi bakmıştık. Özellikle dedemin günlükvari bir not defteri bendeki merak duygusunu şiddetle kamçılamış, onda yazılanlar sanki bir hazinenin yerini işaret ediyormuşçasına bende Osmanlıca öğrenme isteği uyandırmıştı. İşte Sarban Ahmed'e yolculuk böyle başladı. Yirmi yıl süren bu süreç sonunda Osmanlıca öğrenmiş ve divanı okuyup anlayacak kadar az da olsa bir birikime sahip olmuştum. 
       Sarban Ahmed hakkında konuşmaya başlamadan önce kesinlikle şunu ifade etmemiz gerekir ki; karşımızda duran ve Yunus Emre-Mevlana çizgisinin takipçisi, önce devlet adamı, sonra şair ve hak aşığı-gönül insanı portreleri içerisindeki insan-ı kâmil Sarban Ahmed;  yıllardır anlaşılmayı bekleyen ve tarih içinde yerine getirdiği ve onu yüzlerce yıl taptaze ve dipdiri tutan misyonunu bu günde devam ettirmek, bu günde  anlaşılmak isteyen ve bu yüzden  yeni nesillere aktarılması bizim üzerimizde bir görev olan müthiş bir aksiyon ve düşünce insanıdır. Bu aksiyon ve düşünce insanı konusunun altının çizilmesi gerekecektir. Ancak bu iki konuya ileriki yazılarımızda değineceğiz. Çünkü yazımızın hacmi buna imkan tanımamaktadır.
       2004 yılında Hayrabolu Belediye Başkanı sayın Şener Çelikayar ve Kaymakam Nusret Dirim tarafından Hayrabolu Ayçiçek Festivali bünyesinde ilk defa gerçekleştirilen  Sarban Ahmed Sempozyumundan sonra sayın Kaymakamımız Nusret Dirim tarafından Osmanlı arşivlerinden temin edilen Sarban Ahmed Divanının çeviri işi tarafıma tevdi edilince önce reddetmiş ancak sayın Nusret Dirim'in bu işi yapabileceğim şeklinde verdiği moral destekle haddim olmayarak çeviri işine başlamıştım.  Ama gerçekten de Sarban Ahmed Divanı ile tanıştığımda gizli bir hazine bulmuş kadar sevinmiş ve  acele ile okumaya ve anlamaya başlamıştım bile.
                       Kodın Ademde bir genc-i nihanı.
                       Tılsım-ı kudret ettin cism-ü cana
               (İnsanoğlunun içine gizli bir hazine koydun ama,
               O'nu bulmaya mani cismani lezzetler de yarattın)
Sarban Ahmed'in  dizeleri ile bu ilk yazımıza son veriyoruz. İnşallah devam edecek olan yazılarımızda buluşmak , o'nu anlamak ve anlaşılmak dileğiyle.



ZEKi ÖZKAN
11.11.2006

zekiozkan@hayrabolu.net



Web Page Maker, create your own web pages.